2

Teknik olarak sanal gerçeklik terimi bireylerin orda olma hissini yaşadığı bilgisayar kaynaklı 3 boyutlu ortamlar için kullanılıyor. Kullanıcılar, çeşitli çevre birimleri (kasklı ekran vb.) aracılığıyla sanal ortamlara dahil oluyor. O ortama girdiği andan itibaren kullanıcının gerçeklik ile bağlantısı kopuyor ve tamamen sanal gerçekliğin yaratıldığı ortamda olma hissini yaşıyor.

Sanal gerçekliği bir ortam olarak ele aldığımızda öne çıkan bilgisayar sistemlerinin kendisinden çok bu sistemlerde yapılan canlandırmalar ve kullanıcıların Sanal Gerçekliği tasarımda üretim ve yapılı çevrenin yönetiminde nasıl kullandığıdır.

Sanal Gerçeklik sistemleri etkileşimli, mekansal ve gerçek zamanlı destekleyen bilgisayar donanım ve yazılımlarından, girdi ve çıktı birimlerinden, bilgiden ve kullanıcılardan oluşmaktadır.

Sanal Gerçeklik sistemlerini bileşenlerine, sundukları görsel kaliteye, fotografik veya 3 boyutlu canlandırma tekniği ile oluşturulmalarına göre gibi pek çok farklı şekilde sınıflandırmak mümkündür.

Sanal Gerçeklik sistemleri, Sanal Gerçeklik algısının gerçek çevre algısı yerine geçme oranına göre ele alındığında dalınan(immersive), dalınmayan(non-immersive) veya geliştirilmiş gerçeklik (augmented reality) olarak sınıflandırılabilirler.

Dalınan Sistemler

Dalınan sistemler kullanıcıyı tamamen dâhil olma, sarılı olma hissi verir ve tamamen ayrışmış bir çevre sunduğu varsayılır.

Bunu özel donanımlar (başa takılı sunum, duvara takılı büyük sunumlar veya yüksek gerçeklikli çevreler ve yüksek bilgisayar gücü vb.) aracılığıyla yaparlar.

Dalınmayan Sistemler

Dalınmayan sistemler, genellikle daha sıradan donanımlar ile kullanılırlar. Aynı yazılım teknikleri kullanılsa da sistem izleyiciye içinde bulunma hissi vermez. Bir dünyaya pencere (window on a world) sistemleri olarak da anılırlar ve kullanıcının görüş alanının tamamını kaplamazlar.

Düşük bütçeli veya geniş kullanıcı kitlesine ulaşması amaçlanan yapılarda tercih edilirler.

Geliştirilmiş Gerçeklik

Geliştirilmiş gerçeklik sistemleri ise sanal ve gerçek dünya görüntülerini kullanıcıya çakıştırarak sunar.

Bu gibi sistemler çevrenin kendi görüntüsünü kullandıklarından sanal çevreyi oluşturmak için gerekli poligon miktarı daha azdır.

Poligon : Doğada var olan geometrilerin bilgisayar ortamında örneklenmesi için kullanılırlar, Bir modelin poligon sayısı artıkça daha detaylı olarak temsil edilebilir.

3Nasıl Çalışır ?

šSanal gerçeklik konusu aslında yıllar öncesine dayanır. Yapılan bir çok deney ve bir çok cihaz sanal gerçeklik konusunu çıkış noktasından ve amacından saptırmıştır. Günümüzde sanal gerçeklik konusu, hissedebildiğimiz ve dokunabildiğimiz ortamlara dönüşmüştür.

šTemel olarak sanal gerçeklik, insan vücudunun verdiği elektriksel ve duyusal tepkileri bulundurdukları sensörler yardımıyla görsel bir ortama dönüştüren cihazlar yardımıyla oluşturulmaktadır.

Günümüzde en yaygın olarak bilinen ve kullanılan sanal gerçeklik projesi Virtusphere‘dir. 

Virtusphere, bir küre içerisinde konum değiştirmek için attığınız her adımla birlikte küreyi yeniden ivmelendiren bir algoritmadır.

Böylece sanal gerçeklik ortamında adım attıkça ortam yeni duruma kendisini adapte eder.

Sanal Gerçekliğin Olumlu Yönü

Sanal gerçeklik gelecekte pek çok konuda yardımımıza koşabilir. Özellikle eğitim ve simülasyon alanlarında uçsuz bucaksız bir deniz gibi görünüyor. Öğrencilerin soyut konuları anlamalarının kolaylaşması, asker, pilot, sürücü adayı gibi kişilerin işlerini öğrenme konusunda sanal gerçeklik uygulamalarından yararlanmaları, psikolojide ve imkansız şartların oluşturulması gibi alanlarda yararlanılması gibi hayatımıza kazandıracağı pek çok yararı olacaktır.

Sanal Gerçekliğin Olumsuz Yönü

Bununla birlikte maalesef uzun süreler kullanımda insanların gerçek hayatla olan bağlantılarının kopmasına, asosyal olmalarına, psikolojik ve görme ile ilgili sorunlar yaşamalarına neden olabilmektedir.

Bu nedenle her ne kadar önemli bir teknoloji olsa da sanal gerçekliğe hayatımızda gereğinden fazla yer vermememiz gerekir diye düşünüyorum.